Archive for Eylül 6th, 2007-> Fransız oyun yazarı (1606-1684). Normandiyalı soylu bir aileden yetişen ve Louis XIII ile Louis XIV’ün hükümdarlığı zamanında yaşayan Pierre Corneille’in, büyük bir tiyatro yazarı olması için koşulları pek de elverişli değildi. İngiliz romancısı 41812-1870).
Charles Dickens Londra’ya geldiğinde on iki yaşındaydı, orada bir cila fabrikasında çalışmak zorunda kaldı, çünkü babası büyük bir para sıkıntısı içindeydi. O zaman açlığı da, yoksulluğu da, sanayi çağının başlangıcında, işçilerin çetin hayat koşullarını da tanıdı: bu konular eserlerinde sürekli olarak işlenecektir. (1902-1995) Sanat Tarihçisi uzmanlığı Müzikoloji. İstanbul doğumlu olan Cevad Memduh Altar, Nişantaşı Sultanisi’ni bitirdi. 1922-1927 yılları arasında Leipzig Konservatuarı’nda keman ve viyola eğitimi gördü. 1927 yılında Ankara Musiki Muallim Mektebi’nde teori öğretmeni olarak görev aldı. Prof. Dr. Johannes Merkel’in “Harmonielehre” (Armoni) ve “Kontrappunkt” (Kontrpuan) adlı eserlerini Türkçe’ye kazandırdı. 1932′de “Goethe, Musiki Hayatı” adlı ilk eserini verdi. 1993′de Zeynep İksen’le evlendi ve 3 çocuk sahibi oldu. 1942′de Henrik Ibsen’den “Nora”(Bebeğin Evi) adlı çevirisini monografik bir inceleme metni ile beraber ilk kez yayımladı. 19432de Başbakanlık Basın ve Yayın Genel Müdürlüğü, Radyo Dairesi Müdürü oldu. 1944 yılında “Goethe ve Sanat” adlı incelemesini yayımladı. XVII. yy.a ait ünlü bir İspanyol romanının traji-komik kahramanı.
Don Kişot, kendisi gibi kadidi çıkmış atı Rosinante’ye binmiş, şövalyelik serüvenlerine doğru yola koyuluyor. Uzaktan, eşeğinin sırtında onu izleyen Sanşo Panza geliyor. Daumier’nin tablosu Berlin Müzesi. Son Osmanlı dönemi şairlerinden (1870-1934). Cenap Şahabettin, Edebiyatı Cedide akımının en önemli temsilcilerinden biridir. Manastır’da doğdu. İstanbul’a gelip Rüştiye’de okuduktan sonra Tıbbiye’ye girdi. Hekim olunca Paris’e gönderildi. Dönüşünde gene edebiyatla uğraşmağa, o zamanın ünlü dergisi Serveti-fünun’da şiirler, edebiyat yazıları yayımlamaya koyuldu. Serveti-fünun İstibdat İdaresi’nce susturulunca o da bir süre susmak zorunda kaldı. 1908 Meşrutiyet Devrimi’nden sonra gazeteciliğe başladı. Arada bir şiirler de yazıyordu. 1931 yılında Erzincan’da doğdu. Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi (1954), Maliye Bakanlığı’nda müfettiş muavini ve müfettiş olarak çalıştı. 1965’te istifa ettiyse de 1972’de Ankara’da yine aynı işe döndü. Bir ara İstanbul’da, Darphane Müdürlüğü yaptı. İlk şiiri, Mülkiye Dergisi’nde (Ankara, 8 Ocak 1953) çıkan Cemal Süreya, buluşları ve söyleyiş biçimiyle, İkinci Yeni Şiiri’nin karanlığını giderdi; gelenekten yenilik yarattı; zarif, parıltılı şiirler yazdı. Kendi adıyla ya da Osman Mazlum imzasıyla, şiir üzerine yazıları, eleştirileri de aranan yazılar oldu. Türk şairi (1917). Tokat’ta dünyaya gelen Cahit Külebi Sivas Lisesi’ni (1936), sonra İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nun Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1940). Antalya Lisesi’nde, Devlet Konservatuarı’nda ve Ankara Gazi Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı (1942-1956). Milli Eğitim Bakanlığı başmüfettişliğinde, İsviçre bölgesi öğrenci müfettişliği ve kültür ataşeliğinde bulundu (1956-1964). Emekliye ayrıldığı 1973 yılına kadar, gene bakanlık başmüfettişliği (bir ara kültür müsteşarı yardımcılığı) yaptı. Aynı yıl Türk Dil Kurumu Yayın ve Tanıtma Kolu başkanı, 1977′de de TDK Genel Yazmanı oldu. Alman oyun yazarı (1898-1956). Brecht Augsburg’da doğdu, 1918 sonrasının yenik Almanya’sında yaşadı: ekonomik bunalım, para değerinin düşüşü, işsizlik ve toplumsal adaletsizlikler, kanlı ayaklanma girişimleri onun, siyasal yönünü çizmesine etken olacak ve ona sanat yönünden esin kaynağı sağlayacaktı. 1928′de Brecht, Üç Kuruşluk Opera (müzik. Kurt Weill) adlı tiyatro oyunuyla büyük bir ün yaptı; bu oyunda da, öteki eserlerinde olduğu gibi, konuşmalara şarkılar karışıyordu. Ama 1933′te, Nazi rejimine düşman olduğundan ülkeden kovuldu. Ancak Hitler’in düşmesinden sonra Almanya’ya dönebilecekti. Ünlü divan şairi (1526-1600). Kendi divanında yer alan bir minyatüre göre şair Baki. Divan-ı Baki» Seyit Ali el-Bursavi tarafından kopya edilmiştir (XVI. yy.). Türk ve İslâm Eserleri Müzesi, İstanbul. Türk divan edebiyatının büyük şairlerinden biridir. Kanuni Sultan Süleyman devrinde İstanbul’da doğdu. Asıl adı Abdülbaki Mahmut’tur. Babası Fatih Camii müezzinlerinden Mehmet Efendi’dir. Babası onu saraç çıraklığına verdi. Ama Baki bu işte çok kalmadan medreseye girerek okumağa başladı. Yirmi yaşına gelmeden İstanbul’un çok beğenilen genç şairlerinden biri olarak ün yaptı. “Doğu Seferi’nden dönüşünde Kanuni’ye sunduğu bir kaside ile onun ilgisini çekti (1554). Oksijen ile birlikte, havayı oluşturan gaz. 100 litre havada 78 litre azot bulunur. Azot sözcüğü Yunanca’dan gelir ve cansız demektir. Gerçekten de eskiden bu gazın canlılara yararı olmadığına inanılırdı. Gerçi yalnız oksijenin solunuma katıldığı doğrudur ve bir azot atmosferinde yaşayamayız. Ama azot, yararsız olmaktan uzaktır. Çünkü bedenimiz (kemikler, sinirler, kaslar) ve bitkilerin dokuları (sapları, yaprakları v.b.) en başta, içinde büyük miktarda azot bulunan proteinlerden oluşur: azot olmasa, hayat da olamazdı. İnsan kendisi için gerekli azotu çeşitli besin maddelerinden; sözgelimi süt, et, yumurta ve peynir gibi besinlerden alır. |