Archive for Aralık 13th, 2007-> Zevk kadınları erkeklerle ilişki kurarak hayatlarını kazandıkları gibi cinsel zevk de alırlar. Bir zevk kadını bir erkekle âşık olduğu için birlikte yaşarsa eylem doğaldır; ama para almak amacıyla erkeğe başvurursa eylem yapaydır, zorlamadır. İkinci durumda bile aşkı doğalmış gibi davranmalıdır. Çünkü erkekler onları açıkça seven kadınlara güvenirler. Aşkını erkeğe gösterirken hırstan tamamen uzak olmalıdır. Gelecekteki itibarı için kanunsuz yollarla para kazanmaktan çekinmelidir. Bir zevk kadını iyi giyinmiş ye süslerini takmış olarak evinin kapısında oturur veya ayakta durur. Kendisini fazla göstermeden, vitrindeki satılık bir mal gibi geçenler tarafından görülecek şekilde yola bakar. Erkekleri diğer kadınlardan ayırıp kendisine bağlamasına, şanssızlıkları gidermesine, servet kazanmasına yardımcı olacak dostluklar kurmalı ve onu zorbalardan koruyacak veya onlarla başa çıkacak kişilerle anlaşması olmalıdır. Bir zevk kadını âşığıyla yaşarken iffetli bir kadın gibi davranıp erkeğin mutluluğu için her şeyi yapmalıdır. Kısaca, bu açıdan görevi zevk vermektir. Ama gerçekten bağlıymış gibi davranırken erkeğe bağlanmamalıdır. Yukarıda bahsedilen amacı gerçekleştirmek için kendisini şöyle davranmaya yöneltmelidir. Kendisine bağımlı bir annesi olmalıdır. Anne çok sert olmalı ve hayattaki asıl amacı para olmalıdır. Annenin olmaması durumunda, yaşlı ve güvenilir bir bakıcı aynı rolü oynayabilir. Anne veya bakıcı âşıktan hoşnutsuz görünüp kızı âşığından ayırmaya çalışır görünürler. Kadın kasıtlı olarak kızgınlık, neşesizlik, korku ve utanç gösterir, ama asla anne ya da bakıcıya uymamazlık etmemelidir. Anne veya bakıcıya erkeğin çok hasta olduğundan bahsedip, bunu erkeği görmeye gitmek için kullanır. Erkeğin iltifatını kazanmak için ayrıca şunları yapmalıdır: Para bir âşıktan iki şekilde alınır: Doğal veya yasal yollarla ve hünerle. Eski yazarlara göre bir zevk kadını âşığından istediği kadar para alabiliyorsa hüner kullanmasına gerek yoktur. Vatsyayana’ya göre ise doğal yollarla biraz para alabilse de, hünerle çok daha fazla para alabilir. Bu yüzden tüm olaylarda para almak için hünere başvurulur. Bir âşıktan para almak için kullanılacak hünerler şunlardır: 1. Süs, yemek, içki, çiçek, parfüm veya giysi almak için farklı zamanlarda para alarak, ya söylediğini almamak ya da tuttuklarından daha fazlasını istemek. 2. Yüzüne karşı zekâsını övmek. 3. Festivallerin sonunda adaklar, ağaçlar, bahçeler, tapınaklar veya sarnıçlarla ilgili armağanlar yapma zorunluluğundaymış gibi davranmak. (Adak bir festivalde yerine getirilir. Peepul ve Banyan ağaçları gibi bazı ağaçlar, Brahmanlarınki gibi kutsal iplerle donatılır ve bu vesileyle bir festival düzenlenir. Aynı şekilde bahçeler düzenlendiğinde, tapınaklar veya sarnıçlar inşa edildiğinde de festivaller düzenlenir.) Bir zevk kadını tüm serveti biten âşığını bıraktığında, önceki aşklarından biriyle birleşmeyi düşünebilir. Tekrar zengin olmuşsa ya da halen zengin ve kadına bağlıysa ona dönmelidir. Eğer bu erkek başka bir kadınla yaşıyorsa hareketlerini iyi düşünmelidir. Böyle bir erkek aşağıdaki altı koşuldan sadece birine uyabilir: 1. İlk kadını kendi isteğiyle bırakıp o zamandan beri başka bir kadını da bırakmış olabilir. Bir zevk kadını birçok müşteriden dolayı bir günde çok para kazanabiliyorsa kendini tek âşığa bağlamamalıdır. Böyle durumlarda yerini, mevsimi ve insanların durumlarını, kendi iyi niteliklerini ve güzelliğini göz önüne aldıktan ve diğer zevk kadınlarınkiyle karşılaştırdıktan sonra bir geceki birlikte olma oranım belirlemelidir. Âşıklarını, arkadaşlarını ve tanıdıklarını bu değişikliklerden haberdar edebilir. Bununla birlikte eğer bir tek âşıktan büyük kazanç elde edebilirse onunla tek başına ve bir eş olarak yaşayabilir. Bilgelere göre, bir zevk kadınının aynı anda iki âşıktan eşit kazanç sağlama şansı vardır. Tercihini istediği türde şeyler verebilecek olana kaydırmalıdır. Ama Vatsyayana’ya göre tercih kendisine altın verenden yana olmalıdır. Çünkü altın diğer şeyler gibi geri alınamaz, kolayca ele geçirilebilir ve ayrıca istenen her şeyi tedarik etme yoludur. Altın gümüş, bakır, çan madeni, demir, çömlekler, mobilyalar, yataklar, süsler, giysiler, iç çamaşırları, kırılabilecek maddeler, su kabağından yapılma vazolar, manda yağı, yağ, mısır, hayvan ve bu çeşitteki diğer şeylerin tümünden üstündür. İki âşıktan birini kazanmak için aynı emek gerektiğinde; ikisinden aynı çeşit şey alınması durumunda, seçim bir arkadaşın tavsiyesine göre yapılabilir ya da kişisel özelliklere bakarak seçim yapılabilir. Ya da onlarla bağlantılı iyi ya da kötü şans işaretleriyle seçim yapılabilir. Bazen kazanç beklenirken çabaların sonucu kayıp olur. Bu kayıpların nedenleri şunlardır: Zekâ azlığı. Bu kayıpların sonuçları şunlardır: Bir sonuç olmaksızın yapılan harcama. Üç çeşit kazanç vardır: servet kazanmak, dinsel erdem kazancı ve zevk kazancı. Benzer olarak kayıp da üç çeşittir: servet kaybı, dinsel erdem kaybı ve zevk kaybı. Kazanç umulurken başka kazançlar da gelirse bunlara refakat kazançları denir. Bir kazanç belirsiz ise onun bir kazanç olma şüphesine basit bir şüphe denir. İki şeyden birinin olup olmayacağına dair bir şüphe varsa buna karışık şüphe denir. Bir şey yapılıp iki sonuç alınırsa buna iki sonucun birleşimi denir. Eğer aynı hareketten birçok sonuçlar çıkarsa her yönden sonuçlar birleşimi denir. Başlangıçta Varlıkların Efendisi erkekleri ve kadınları yarattı. Yüz bin bölümlük enikler biçiminde, bu varlıkları Darma, Arta ve Kama’ya göre düzenlemek için kurallar koydu. Bu emirlerden Darma’ya nasıl uygun davranılacağını esas alan bazıları ayrıca Svayambu Manu tarafından yazılmıştır; Arta’ya ilişkin olanlar Brihaspati tarafından toplanıp sıraya konmuştur; Kama’dan bahsedenler ise Mahadeva’nın izleyicisi Nandi tarafından bin bölümde yorumlanmıştır. Şimdi, Nandi tarafından bin bölümde yazılmış olan bu Kama Sutra (Aşk Üzerine Özlü Sözler), Uddvalaka’nın oğlu Şvetaketu tarafından beş yüz bölüme indirilmiş olarak yeniden yazılmıştır. Ve yine benzer biçimde Punçala (Güney Delhi) ülkesinin bir mirasçısı olan Babravya tarafından kısaltılarak yüz elli bölüm halinde yeniden yazılmıştır. Bu yüz elli bölüm ayrı ayrı adlandırılan yedi başlık ya da bölüm altında toplanmıştır: Bütün yaşamı yüz yıl olan insan farklı zamanlarda Darma, Arta ve Kama’yı bir şekilde, birbirleriyle çakışmadan uygulayabilmelidir. Çocukluğunda eğitim alması, gençliğinde ve orta yaşlılığında Arta ve Kama’yı uygulaması ve yaşlılığında Darma’ya göre davranması gerekir. Böylece Mokşa’yı kazanmaya çalışarak ilerdeki ruh göçünden kurtulmalıdır. Ya da yaşamın belirsizlikleri söz konusu olduğunda, bunları uygulanması emredilen zamanlarda uygulamalıdır. Yalnız, eğitimini bitirene dek yaşamını bir din öğrencisi gibi sürdürmeye dikkat etmelidir. Darma, Şastra yani Hinduların Kutsal Kitabı’nın kurban adama ve et yememe gibi emirlerinin yerine getirilmesidir: Kurban adamak genelde yapılmaz, çünkü bu dünyaya ilişkin değildir ve görünür etkisi yoktur; et yememek genelde uygulanır çünkü bu dünyaya aittir ve görünür sonuçları vardır. Darma’nın Şruti’den (Kutsal Kitap) ve Şruti’yi bilen kişilerden öğrenilmesi gerekir. Kişinin Darma ve Arta’nın içerdiği sanat ve bilimlerin yanısıra, Kama Sutra’yı ve gösterdiği sanat ve bilimleri de öğrenmesi gerekir. Her genç bakire kızın, evlenmeden önce sanat ve bilimleriyle Kama Sutra’yı öğrenmesi gerekir. Evlendikten sonra da kocasının rızasıyla öğrenmeyi sürdürebilir. Bazı bilgili insanlar bu noktaya itiraz ederler ve derler ki, “Hiçbir bilimi öğrenmelerine izin verilmeyen kadınların, Kama Sutra’yı da öğrenmemesi gerekir.” Ancak Vatsyayana’ya göre bu itiraz, kadınlar Kama Şastra’dan ya da Kama’nın kendisinden türetilmiş olan Kama Sutra’nın uygulanmasını zaten bildiklerinden dolayı geçerliliğini yitirmiştir. Üstelik, bir bilimi uygulamayı herkes bilse de, o bilimin temellendiği kural ve yasaları yalnızca birkaç kişinin bilmesi sadece burada değil, birçok şeyde de geçerlidir. Böylece Yadnikalar yani adak adayanlar, gramer konusunda cahil olsalar da farklı tanrıçalara hitap ettiklerinde uygun sözcükleri kullanırlar. Ama bu sözcüklerin art arda nasıl dizildiğini bilmezler. Aynı şekilde astroloji biliminden haberdar olmayan kişiler astrolojiyle belirlenmiş uğurlu günlerde gerekenleri yaparlar. Böylece armağan olarak, ele geçirerek, satın alarak, emanet ya da atalarından miras yoluyla kazandığı zenginlikle bilgiye ulaşan erkeğin aile reisi olup bir yurttaş gibi yaşaması gerekir. Şehirde, büyük bir köyde, seçkin insanların semtinde ya da çoğu insanın gidip geldiği bir yerde ev alması gerekir. Bu mesken suya yakın olmalı ve değişik amaçlar için değişik bölmeleri olmalıdır. Evin çevresinde bir bahçe, biri dış, diğeri iç olmak üzere iki odası olmalıdır. İç oda kadınlara tahsis edilmeli, zengin kokularla dinlendirici bir havası olan dış odada ise yumuşak bir yatak olmalı; bu yatak göze güzel görünmeli, temiz beyaz örtülü, ortası alçak, üzerinde çelenk ve çiçek buketleri -Doğal bahçe çiçekleri-, gölgeliği, biri baş kısmında diğeri ayak kısmında olmak üzere iki yastığı olmalıdır. Odada ayrıca bir çeşit sedir ve bunun baş kısmında bir tabure olmalıdır. Gece için tabure; çiçekler, göz damlası ve hoş kokulu özler konmuş kavanozlar, ağız kokusu için kullanılan şeyler ve ağaç-kavunu ağacının kabuğunu koymanın yanı sıra hoş kokulu yağların konması için kullanılmalıdır. Sedirin yakınında yerde bir tükürük hokkası, içinde mücevher bulunan bir kutu, bir askıdan sarkan fildişi bir lut, bir resim tahtası, parfüm içeren bir kap, birkaç kitap ve yabani kadife çiçeğinden yapılma kolyeler bulunmalıdır. |