|
AK Parti‘nin Anayasa Mahkemesi’ne verdiği ‘Esasa İlişkin Cevaplar’da, kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya‘nın laiklik anlayışının baştan sona problemli olduğu belirtildi.AK Parti‘nin Anayasa Mahkemesi’ne verdiği Esasa İlişkin Cevaplar’ın giriş bölümünde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın hazırladığı iddianamenin baştan aşağı belli bir siyasi/ideolojik yaklaşımı yansıttığı, bu haliyle adeta bir muhalif siyasi parti bildirisi niteliğinde olduğu ifade ediliyor.
İddia makamının, delil yokluğunun ortaya koyduğu çaresizliği ve açığı, tarihe subjektif atıflar yaparak gidermeye çalıştığı dile getirilen cevapta, 1980 öncesi olaylar gerekçe gösterilerek AK Parti‘nin kapanmasını istemenin hukuki bir temeli olmadığı savunuluyor. İddianamede, altında ‘YARSAV Yönetim Kurulu’ yazan bir kağıdın iddianamenin ekleri arasında çıkmasının, idianamenin toplama delillerin şişirilmesi şeklinde hazırlandığının bir göstergesi olduğu vurgulanan cevapta, “Başsavcılığın partimiz aleyhine kullandığı delillere ait belgelerden birisinin YARSAV’a ait bir yazının arkasına yapıştırılmış olması, bu delilin YARSAV’da oluşturulduğu izlenimini vermektedir” denildi. Esasa İlişkin Cevaplar’ın giriş bölümünde, “Başsavcılığın özellikle esas hakkındaki görüşünü okuduktan sonra, tasavvur ettiği toplum modeli hakkında dehşete düşmemek mümkün değildir. Farklılıkları düşman olarak gören, çoğulculuğa, çok partili yaşama, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, aydınlara, din adamlarına ve üyesi bulunduğumuz uluslararası kuruluşlara kuşkucu ve komplocu bir bakış açısıyla karşı karşıyayız. Demokrasiyle laikliği bir araya getiren ‘demokratik laiklik’ kavramından bile rahatsızlık duyan bir anlayışın, ne demokrasiyi ne de laikliği koruması mümkündür. Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi, hakkımızda açılan kapatma davası hukuki gerekçelere değil önyargının beslediği siyasi mülahazalara dayanmaktadır” denildi. “İddia makamının demokrasi ve laiklik yorumu, evrensel değerlerle bağdaşmamaktadır” denilen Cevapta, AK Parti‘ye açılan kapatma davasının temelinde, Başsavcı’nın laiklik v edemokrasi anlaşıyının, AK Parti‘nin bu konudaki anlayışı ile bağdaşmamasına dayandığı vurgulandı. AK Parti‘nin laikliği, ‘hukuku ve siyasi bir ilke’ olarak gördüğü diyle getirilen Cevapta, “AK Partinin laiklik anlayışı, çağdaş demokratik toplumların özgürlükçü laiklik anlayışıyla tamamen uyumlu bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Partimizin savunduğu laiklik anlayışı, başkalarının temel hak ve özgürlüklerine asla bir tehdit içermemektedir. Laiklik, farklı din ve inançları sosyolojik bir gerçeklik olarak kabul ederek, onların bir arada barışçıl beraberliğini sağlamayı hedefleyen siyasal bir ilkedir” denildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın laiklik anlayışının baştan sona problemli olduğu savunulan Cevapta, “İddianamedeki laiklik tanım ve yorumları baştan aşağı sorunludur. Bu tanımlar bilimsel değildir, sarahat yoktur, kendi içinde çelişkilidir, subjektiftir, hukuk standartlarına uygun değildir ve en önemlisi koruduğunu iddia ettiği laiklik prensibinin kendisine bütünüyle zarar verici unsurlar içermektedir” ifadesine yer verildi. AK Parti‘nin Anayasa Mahkemesi’ne verdiği ‘Esasa İlişkin Cevaplar’da, kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya‘nın laiklik anlayışının baştan sona problemli olduğu belirtildi.AK Parti‘nin Anayasa Mahkemesi’ne verdiği Esasa İlişkin Cevaplar’ın giriş bölümünde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın hazırladığı iddianamenin baştan aşağı belli bir siyasi/ideolojik yaklaşımı yansıttığı, bu haliyle adeta bir muhalif siyasi parti bildirisi niteliğinde olduğu ifade ediliyor.
İddia makamının, delil yokluğunun ortaya koyduğu çaresizliği ve açığı, tarihe subjektif atıflar yaparak gidermeye çalıştığı dile getirilen cevapta, 1980 öncesi olaylar gerekçe gösterilerek AK Parti‘nin kapanmasını istemenin hukuki bir temeli olmadığı savunuluyor. İddianamede, altında ‘YARSAV Yönetim Kurulu’ yazan bir kağıdın iddianamenin ekleri arasında çıkmasının, idianamenin toplama delillerin şişirilmesi şeklinde hazırlandığının bir göstergesi olduğu vurgulanan cevapta, “Başsavcılığın partimiz aleyhine kullandığı delillere ait belgelerden birisinin YARSAV’a ait bir yazının arkasına yapıştırılmış olması, bu delilin YARSAV’da oluşturulduğu izlenimini vermektedir” denildi. Esasa İlişkin Cevaplar’ın giriş bölümünde, “Başsavcılığın özellikle esas hakkındaki görüşünü okuduktan sonra, tasavvur ettiği toplum modeli hakkında dehşete düşmemek mümkün değildir. Farklılıkları düşman olarak gören, çoğulculuğa, çok partili yaşama, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına, aydınlara, din adamlarına ve üyesi bulunduğumuz uluslararası kuruluşlara kuşkucu ve komplocu bir bakış açısıyla karşı karşıyayız. Demokrasiyle laikliği bir araya getiren ‘demokratik laiklik’ kavramından bile rahatsızlık duyan bir anlayışın, ne demokrasiyi ne de laikliği koruması mümkündür. Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi, hakkımızda açılan kapatma davası hukuki gerekçelere değil önyargının beslediği siyasi mülahazalara dayanmaktadır” denildi. “İddia makamının demokrasi ve laiklik yorumu, evrensel değerlerle bağdaşmamaktadır” denilen Cevapta, AK Parti‘ye açılan kapatma davasının temelinde, Başsavcı’nın laiklik v edemokrasi anlaşıyının, AK Parti‘nin bu konudaki anlayışı ile bağdaşmamasına dayandığı vurgulandı. AK Parti‘nin laikliği, ‘hukuku ve siyasi bir ilke’ olarak gördüğü diyle getirilen Cevapta, “AK Partinin laiklik anlayışı, çağdaş demokratik toplumların özgürlükçü laiklik anlayışıyla tamamen uyumlu bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Partimizin savunduğu laiklik anlayışı, başkalarının temel hak ve özgürlüklerine asla bir tehdit içermemektedir. Laiklik, farklı din ve inançları sosyolojik bir gerçeklik olarak kabul ederek, onların bir arada barışçıl beraberliğini sağlamayı hedefleyen siyasal bir ilkedir” denildi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın laiklik anlayışının baştan sona problemli olduğu savunulan Cevapta, “İddianamedeki laiklik tanım ve yorumları baştan aşağı sorunludur. Bu tanımlar bilimsel değildir, sarahat yoktur, kendi içinde çelişkilidir, subjektiftir, hukuk standartlarına uygun değildir ve en önemlisi koruduğunu iddia ettiği laiklik prensibinin kendisine bütünüyle zarar verici unsurlar içermektedir” ifadesine yer verildi. Post a comment
|