Atilla GÖKÇE
Kürsüdeki üç adamı hiç unutmuyorum… Mexico 68′in belleğimden hiç silinmeyen görüntüleri var…
Dünyalar güzeli, 7 altın madalyalı Çek cimnastikçi Vera Caslavska…
8.90′lık uzun menzilli atlayışı ile Bob Beamon……Ve 200 metrenin şimşek adamları, Amerikalı şampiyon Tommie Smith, Avustralyalı beyaz atlet Peter Norman ile Amerikalı üçüncü John Carlos…
Her şey bir yana, bu üçlü bir yana…
Dünya sarsılmıştı
Bugünün kuşakları bilmeyebilir… 1968′de Avrupa Paris’ten Prag’a genç devrimcilerle sarsılırken, Amerika’da “siyah ırk” üzerindeki ezici baskılar sürüyordu… Olimpiyat kürsülerinde “Söyle, görebiliyor musun” la başlayan ulusal marşı gururla dinleyip “zenci” şampiyonlarını alkışlayan beyaz Amerikalılar, kürsüden sonra o zencilerin yüzüne bile bakmıyorlardı… O nedenle Muhammed Ali, beyazların girebildiği lokantada kendisine servis yapılmayınca Roma’da kazandığı altın madalyayı ağlayarak nehire atmıştı…
Tommie Smith ve John Carlos, madalya törenine hazırlanırken, gümüş madalyayı kazanan beyaz Avustralyalı Peter Norman’a sordular :
- İnsan haklarına inanıyor musun?
-Evet, inanıyorum.
- Peki ya Tanrı’ya?
- Bütün kalbimle!
İki siyah Amerikalı, bunun üzerine Norman’a Amerika’da ezilen siyahların hakları için eylem yapacaklarını söylediler. Destek istediler. Norman, onları destekleyeceğini söyledi. Dahası, eylemin biçimini de o belirledi. Bir çift siyah eldiven bulundu. Sağ tekini Smith geçirdi eline. Sol’u da Carlos… Ayakkabılarını çıkardılar, kürsüye çıplak ayakla çıktılar… Ayakları ile yoksulluklarını, elleri ile özgür olma mücadelesini simgelediler…
Dünya sarsıldı o fotoğraflarla… İki atlet derhal geri postalanırken, onlara destek veren Peter Norman’ın da hayatı onlarla birlikte karardı.
Spor dünyasından dışlandılar. Suçlandılar. Gerçek işlerini yapamaz hale geldiler. Ucuz işlerde çalışarak hayatın yükünü taşıdılar.
Eşleri bile yalnız bıraktı üç adamı…
Korkunç yalnızlıklar ve sıkıntılar içinde hayatlarını yeniden kurdular…
Aralarındaki dostluklar mektuplarla, karşılıklı ziyaretlerle yıllarca sürdü.
Geçenlerde, Avustralyalı Peter Norman, evinin bahçesinde kalp krizinden öldü.
Tommie Smith ve John Carlos, Amerika’dan gelip arkadaşlarını son yolculuğuna uğurladılar.
Kürsüdeki unutamadığım üçlü, yeniden bir araya gelmişti…
Şu farkla ki, artık Norman tabuttaydı.
O çileye değerdi
Peter Norman, Avustralya’nın tüm öfkesine rağmen, 200 metrede hâlâ kırılamayan rekorun sahibi olarak dünyadan ayrıldı.
Tommie Smith ve John Carlos, artık daha özgür bir ülkede yaşıyorlar. Irkçılık tüm dünyada yasaklanan, kınanan ve lanetlenen bir kavram…
Onlar, milyon dolarlık reklam ve para yağmuru ile sınıf değiştiren şampiyonlardan değillerdi.
Ama insanlığa kattıkları ve kazandırdıkları değer de o çileyi çekmeye değerdi.
Bu ölüm haberini Avustralya’dan aktaran Aynur Çağlı’ya ve Star gazetesine teşekkürler…
Sporu sadece performans, sadece başarı öyküsü ve sadece şampiyonluk olarak görmeyen, sporun olimpik felsefesine inanan ve saygı gösteren gerçek sporseverlere de iyi bayramlar!
Atilla GÖKÇE- MİLLİYET